Behramkale, Assos

Mübarek Ramazan ayı teşrif etmeden, maddi manevi sınavların arefesinde kısa bir Çanakkale turu yapmaya karar verdik.

Düştük yollara…

Assos

İlk durağımız Behramkale, eskilerdeki adı ile Assos. Deniz manzaralı, damla sakızlı ve bal-bademli dondurması  harika olan küçük bir yer Behramkale.

Turistik yerlerin manevi havasının hep bozulduğunu düşünenlerdenimdir ben, (İstanbul hariç) burada da o havayı sezdik ama, gelmişken gezinin de keyfini çıkardık doğrusu.

Tarihçe:

Assos kenti denizden 234 mt yüksekliğindeki andezit bir tepe üstüne kurulmuştur.  Kentte hemen hemen bütün yapıların inşasında volkanik bir taşı türü olan andezit kullanılmıştır. Kentin kuzeyinden geçen Tuzla Çayı İda Dağı’nın batı yamaçlarından doğarak Lekton (Baba Burnu) ve Aleksandreia Troas (Dalyan) şehirleri arasından denize dökülür.

Amasyalı coğrafyacı Strabon Assos civarındaki bölgede Leiegler’in yaşadığını aktarır. Ancak arkeolojik verilere göre  İ.Ö 10. yüzyıldan itibaren Midilli’den gelen Aiolisli göçmenler  kente yerleşmeye başlarlar. İ. Ö 540 yılında Lidya krallığının kontrolüne geçen Assos, Troas Bölgesi’nin (Çanakkale)  en güçlü ve en önemli şehirlerinden birisi olur.

Athena Tapınağı

İ.Ö 548 yılında Lidya krallığının Persler tarafından yıkılmasının ardından Anadolu toprakları pers hakimiyetine geçer. 

Assos İ.Ö 365 yılında Persler tarafından kuşatılır ancak kent ele geçirilemez. Bu olayın hemen ardından banker Eubulos, Assos şehrinin yöneticisi olarak bağımsızlığını ilan eder.

İ.Ö 345 yılında Assos Persler’in hakimiyetine geçer. Daha sonra tekrar bağımsızlığını kazanır fakat önce Seleukos Krallığı’na ardından da Bergama Krallığı’na dahil olur. Ardından Roma İmparatorluğu topraklarına katılır.

1080 yılında Selçuklu Sultanı Süleyman Şah bütün Troas şehirlerini ele geçirir. I. Haçlı Seferi’ne katılan askerlerin bölgeden geçmesi sırasında oluşan karışıklıktan yaralanan Aileksius bütün Troas Bölgesini ele geçirir (İ.S 1097). Bizanslı komutan Makhron yönetimindeki Assos, 1306 yılında Türkler tarafından kuşatılır, ancak ele geçirilemez.  14. yüzyılın başında Troas Bölgesi’nin (Çanakkale) tamamı Osmanlı İmparatorluğu topraklarına dahil olur.

Günümüzde Assos kenti kalıntıları arasında, Athena Tapınağı, Bizans Surları, Hüdevandigar Camii, akropolün eteklerinde antik yol ve iki tarafında mezarlar, şehir surları,  gmynasion, agora, stora, meclis binası, tiyatro ve kilise bulunmaktadır.

 

Athena Tapınağı ( M.Ö 6. yüzyıl)

Assos’un en yüksek yeri olan akropoldeki Athena Tapınağı; Yunanistan’da yaygın olan Dor  düzeninde inşa edilmiştir. Ancak Batı Anadolu’da  gelişen İon düzenine özgü olan friz süslemesine de sahiptir. İ.Ö 540-525 yıllarında inşa edilen tapınağın çatısı hariç yapının tamamında yerli andezit taşı kullanılmıştır.

Athena Tapınağı

Girişi doğuda olan cellanın  etrafı bir sıra sütun ile çevrilidir. Tanrıçanın evi olarak kabul edilen cella tek bir odadan oluşur ve sadece tapınak görevlileri bu odaya girebilir. Cellada tanrıçanın heykeli ve ona sunulan hediyeler saklanmaktaydı. 

Tören alanı olarak tapınakların giriş kapısının bulunduğu doğu yönü seçilmekteydi. Burada bulunan bir sunak üzerinde yanan ateş içinde, tanrıçaya getirilen her türlü yiyecek kapları ile birlikte atılmaktaydı. Katiller, sarhoşlar ve doğuştan kusurlu olanların tapınak alanlarına girmeleri yasaktı. 

Hüdavendigar Camii(14. yüzyıl):

Merkezi tek kubbeli ve kare planlı caminin duvarları yerel andezit taşından, kubbesi ise tuğladan inşa edilmiştir.  Caminin mihrabı alçıdan yapılarak geometrik bezeklerle süslenmiştir. İç duvarların alt bölümleri sıvanarak kazıma ve boyama olarak gemi ve değişik motiflerle bezelidir. Caminin giriş kapı çerçevesi bir kiliseye aittir.

Etiketler: ,

Yorum Yazın