Kitaba dair…
Yazar: admin | Kategori: Kitaba Dair
Cinnet Mustatili
Yazar: Necip Fazıl Kısakürek
Yayınevi: Büyük Doğu Yayınları
Necip Fazıl Kısakürek ömrünün çeşitli yıllarında mahkumiyet cezası alarak hapishaneden bulunmuş ve burada geçirdiği acı dolu günlerinin bir bölümünü kaleme alarak bize yaşadığı cinnet anlarını izaha çalıştığı çok değerli bir eser kaleme almıştır.
İzaha çalıştığı diyoruz, aslında Üstad çok güzel ifade etmiş etmesine de acaba söyledikleri söyleyecek şeyi kalmadan bitmiş, sonlanmış ruh halleri midir, bilinmez. O sebeple izaha çalışmış diyoruz, yani anlatmak istediği daha pek çok şey vardır da Rabbi ile arasında ebedi bir sır olarak kalınmasını arzu etmiş, her halini aksettirmemiş olması da muhtemeldir.
Kitap kısaca Üstadın hapis olan bedeni ile fezaya sığmayan ruhunun sıkışıp kaldığı bir daracık cinnet yolunu tarif etmekte, Üstadın hal-i pür melalini anlatmakta.
Kitabı okurken aynı koğuşta berabercesine, aynı acıları yaşarcasına bir duyguya kapılıyor, sanki baş ağrısı bile sizde vukuu buluyor hissi uyandıracak kadar net ve hisli, içli bir anlatımın sizi sarmaladığını fark ediyorsunuz.
Bu eser 1955 yılında “Yılanlı Kuyudan” ismi altında neşredilmiş, daha sonra Cinnet Mustatili olarak eklemeler ve bazı yeni düzenlemeler ile tekrar basılmıştır.
Eserin sonlanmasıyla birlikte merhum Başbakan Adnan Menderes ile ilgili 27 Eylül 1960 darbesi ile ilgili anılara da yer verilmiş olup, tarihimizde kara bir leke olarak yerini alan o hazin darbe anılarını da Üstadın ağzından onun hissiyatıyla öğreniyoruz.
Kitapta en çok çaresizliğin sesini duyuyorsunuz; Üstad tam bir cezayı doldurup, başka bir yazı yüzünden tekrar hakkında mahkûmiyet kararı imzalanarak bitirdim sandığı esaret yıllarına dönüyor.
Bunca hengâmenin, bekleyişin, ıstırabın arkasında güçlü bir kadın da Üstadın yolunu gözlemede ki hayret! Bize göre hayret edilecek vefa ve sadakat timsali bir eşin, yılları yılı bekleme, tahammül sürecini nasıl yaşadığı da bir muamma olarak kafalarda dönüp durmada…
Beyhude yere yatılmış, doldurulmuş ıstıraplar çilehanesi…
İmanın göstergesi sabrın, tahammülün, affetmenin, suskunluğun, büyüklüğün ve teslimiyetin kazanıldığı çilehaneden, şeyhinin yolunda iz sürmede bir köşe dönüşü olarak görülen hapis hayatının gönülde, zihinde, fikirde açtığı büyük derin yaralarla çıkılmıştır.
Ayrıca Necip Fazıl Kısakürek’in o meşhur şiiri “Zindandan Mehmed’e Mektup” adlı şiirini kaleme aldığı yerdir hapishane. Evladına acısını haykıran bir babanın sığındığı Rabbi’nden başka bir şeyi olmadığını gösterir bu şiir aynı zamanda.
Şiirin bir yerinde diyor ki Üstad;
Ses demir, su demir ve ekmek demir…
İstersen demirde muhali kemir,
Ne gelir ki elde kader bu emir…
Garip pencerecik, küçük, daracık;
Dünyaya kapalı, Allah’a açık.
Çaresizliğin teslimiyete uzanan yolunda kendini en emin ele, Rabbi’ne teslim eden bir hissiyata bürünen Üstad, “Ne gelir ki elde kader bu emir “ derken adeta sevdiklerinin de umudunu kaybetmemesini öğütlemektedir.
Kendi acıları içinde umutsuzluğa gark olmuş ya da olacakların, kendi acısının dünyadaki en büyük acı olduğunu düşünenlerin mutlaka okuyarak, bu yanlış düşüncelerinden hicap duymasına yol açacak, hayata ve acılara (Hakk’dan gelen imtihanlara) olması gerektiği gibi bakmayı sağlayacak okunması elzem kitaplardan biridir “Cinnet Mustatili”, herkese tavsiye ederiz.
“Kitaba dair…” için 2 Yorum
-
Beklenen Hasret diyor ki:
Ekim 12th, 2009 12:10Bu güzel kitabı bizlerle paylaştığınız için çok teşekkürler vakti zamanında okuyup halime yandığım bir eeser …
-
admin diyor ki:
Ekim 13th, 2009 17:23Yorumunuz için teşekkürler, ben halime yanmaktan ziyade üstadın halini bu kadar güzel anlatmasına mest oldum diyebilirim.
