Kitaba dair…

Cinnet Mustatili

Yazar: Necip Fazıl Kısakürek

Yayınevi: Büyük Doğu Yayınları

cinnet-mustatili

Necip Fazıl Kısakürek ömrünün çeşitli yıllarında mahkumiyet cezası alarak hapishaneden bulunmuş ve burada geçirdiği acı dolu günlerinin bir bölümünü kaleme alarak bize yaşadığı cinnet  anlarını izaha çalıştığı çok değerli bir eser kaleme almıştır.

İzaha çalıştığı diyoruz, aslında Üstad çok güzel ifade etmiş etmesine de acaba söyledikleri söyleyecek şeyi kalmadan bitmiş, sonlanmış ruh halleri midir, bilinmez. O sebeple izaha çalışmış diyoruz, yani anlatmak istediği daha pek çok şey vardır da Rabbi ile arasında ebedi bir sır olarak kalınmasını arzu etmiş, her halini aksettirmemiş olması da muhtemeldir.

Yazının tamamını okuyun »

Şehzâdebaşı Camii

Şehazadebaşı Camii

Bu akşam o kadar durgun ki sular,

Gömül benim gibi keder diyor;

İçimde maziden kalma duygular,

Ağla, geri gelmez günlere diyor!

Üstad Necip Fazıl her hal için söyleyecek sözü olan ve en şahanesinden sözcükleri peşi sıra dizeleyen Necip Fazıl… Ramazan ayının bittiği duygusu, içimde bu dizeleri seslendirdi. Mübarek ayı geride bırakmanın, yapmak istediklerimi tam anlamıyla yapamamanın burukluğudur belki bu hissi içimde uyandıran. Ayın başında planladıklarımın bir kısmını elbette yerine getirdim, onun da ferahlığı var, var da yapamadıklarım da içimi burkmada acı acı…

Yazının tamamını okuyun »

Etiketler: ,

Yalnızlık bir sebep midir yoksa sonuç mu?

marti3 copy

Bundan 5 sene evveldi, İstanbul’a gelişim. Ne sırtımda bavulum, ne kalacak yerim, ne de param pulum vardı. Ama çalışmaya gelmiştim, kendi ayaklarımın üzerinde durmaya.

İşte gerçek hayat buymuş; bundan önce anne babamın sırça sarayında el bebek gül bebek yaşamışım hayatı.

İlk geldiğim günlerde teyzemde kaldım, bana acilen bir öğrenci evi bulundu ve ben artık bambaşka insanlarla, bambaşka kişiliklerle aynı evi paylaşacaktım. Sanırım bu bir kâbustu.  Çünkü ben daha önce ailemden hiç ayrılmamıştım. Hiç kimseyle ortak bir hayatı paylaşmak durumunda kalmamıştım. Ama elden ne gelirdi ki…

İşyerim kaldığım eve biraz uzaktı, maaşım azdı, ailemden ayrıydım, evdeki insanlarla bir arada olmaktan çok rahatsızdım vs. hâsılı çok da güzel zamanlar geçirmiyordum.

Yaklaşık 4 ay kaldığım o evde yegâne arkadaşım Kezban’dı. Kezban Konya halkla ilişkiler son sınıf öğrencisiydi ve Radyo 7’de staj yapmak için gelmişti.

Kezban ile her akşam Fatih Fevzi Paşa caddesinde paramız varsa Henien’de tavuk burger yer, paramız yoksa da İstanbul’da olmanın sefasını! Sürerek sohbet eder, kol kola gezerdik.

Yazının tamamını okuyun »