<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Âfitap</title>
	<atom:link href="http://afitap.net/?feed=rss2" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://afitap.net</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 18 Aug 2010 11:27:22 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<item>
		<title>Umre Yolları</title>
		<link>http://afitap.net/?p=432</link>
		<comments>http://afitap.net/?p=432#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 Aug 2010 10:49:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Umre Yazıları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://afitap.net/?p=432</guid>
		<description><![CDATA[Umreye gitme, mübarek toprakları görme, Resülullah Efendimiz’i (SAV) ziyaret ve Allah’ın evinde ibadet etme arzusu epeydir içimde yer etmişti. Bir fırsatını kollamaktaydım. Rabbim bir kapı açtı beni evine davet etti de takıldım ananemle dedemin peşi sıra.  Gitme hazırlıkları bir hayli heyecanlı geçti çünkü sonunda emelime ulaşmama ramak kalmıştı. Önce pasaport işlemleri sonra diğer hazırlıklar derken [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Umreye gitme, mübarek toprakları görme, Resülullah Efendimiz’i (SAV) ziyaret ve Allah’ın evinde ibadet etme arzusu epeydir içimde yer etmişti. Bir fırsatını kollamaktaydım. Rabbim bir kapı açtı beni evine davet etti de takıldım ananemle dedemin peşi sıra.  Gitme hazırlıkları bir hayli heyecanlı geçti çünkü sonunda emelime ulaşmama ramak kalmıştı. Önce pasaport işlemleri sonra diğer hazırlıklar derken rüya aleminde gibi, ne olduğunu, zamanın nasıl geçtiğini anlamadan sadece umre ziyaretine odaklanmış olduğumu fark ettim; bu hoşuma da gitti itiraf edeyim.</p>
<p><a rel="attachment wp-att-450" href="http://afitap.net/?attachment_id=450"><img class="alignleft size-full wp-image-450" title="Medine_01" src="http://afitap.net/wp-content/uploads/2010/08/umre_04.jpg" alt="Medine_01" width="464" height="317" /></a></p>
<p>Sonunda yolculuk günü gelmişti, maaile havaalanındaydık. Aklında sadece Allah’ın evini ziyaret olan birisi veda ile pek ilgilenmezdi elbette, öyle de oldu. Kim geldi kim gitti, kim aradı kim aramadı bunların hiç birinin önemli olmadığını hissettiğimde kendime de hayret etmedim desem yalan olur. Çünkü vedalar hep hüzünlüdür, içinde ayrılık olan, tadınca gönülde burukluk bırakan acı bir meyve gibidir bildiğimden bu denli hayret etmiştim sanırım. Ama dediğim gibi Rabbime gider gibi hissettiğimden geride kalanla çok ilgilenmez olmam da hoş görüşebilir. Uçak yolculuğu da rüyamın devam ettiğini hissettirdi bana, ben bu hallerdeyken biliyordum ki oraya uyanmaya gitmekteydim.</p>
<p>Medine’ye indik nihayet… Uyanma vaktini heyecan ile beklemekteyim ya “ben oralar sıcak olur” sözlerini onaylama ile de hiç meşgul olamadım. Hasılı otele geldik ve Medine-i Münevvere ile karşılaşmam 1. Uyanıklık safhamı temsil etti diyebilirim. 2.si Kâbe-i Muazzama’yı görüşümde olmuştu onu bilahire anlatacağım.</p>
<p><span id="more-432"></span></p>
<p>Gördüğüm manzara etkileyici idi etkileyici olmasına da onu bu kadar etkileyici yapan Efendimiz’in mübarek kabr-i şerifinin orada bulunması idi. Yani “O’na bu kadar yakın olduğunu hissedeceğin başka bir yer bulunur mu ey Asude” nidaları içimdeki aşk telini zonk zonk zonklatmaktaydı.</p>
<p>Gözlerimden süzülen yaşları kalbime akıtarak mescidin etrafında dolaşarak içimden şunlar geçmekteydi: “ Acaba kendime buraya, Efendim’e (SAV) yakın ebedi kalacağım bir yer bulabilir miyim?” Sanırım her Müslüman orada bu duyguya kapılıyordur; oraya gitmek ve orada kalmak…<a rel="attachment wp-att-453" href="http://afitap.net/?attachment_id=453"><img class="alignleft size-full wp-image-453" title="Medine_02" src="http://afitap.net/wp-content/uploads/2010/08/umre_032.jpg" alt="Medine_02" width="464" height="317" /></a></p>
<p>Ve Ez’an okundu… “Burada her şey gözyaşlarımı harekete mi geçiriyor, duygusallaşıyor muyum yoksa hiç bu kadar Allah’a kul olduğu hissetmedim mi?” diye düşünmeye başladım bu sefer. Ez’an hücrelerime kadar işlenmiş bir nakış gibi iğnenin ucu bana batmada, gariptir ki tatlı bir acı hissettirmekte aynı zamanda.  Sanki ilk defa ez’an sesi duyuyor, ilk namazını kılıyormuşsun gibi bir hisle cemaatle, dünyanın dört bir tarafından gelen müminlerle aynı anda namaz kılmak. Heyecanım doruklarda, ellerim hatta dizlerim titriyor “Allah’ım ben gerçekten burada mıyım, hakikatken uyandım mı?”   Tezatlar ve çelişkiler harmanı beynimi hallaç pamuğu gibi oradan oraya savurmakta. Yine içimdeki ses;</p>
<p>“İşte hayatında ilk defa Allah’a kendini bu kadar yakın hissettin ama hemen öyle havaya girme, mesele burada bitmiyor tam tersi başlıyor aslında, çünkü bu hali koruyabilecek misin bakalım” diye beni bir halden diğerine atmaya devam ediyordu.</p>
<p>Nitekim ilk gecem Efendim’in (SAV) huzurunda ayaklarımı uzatıp yatmaktan utandığımdan oturur vaziyette yastığa gömülerek ve düşünceden düşünceye gark olarak geçmişti.</p>
<p>Sabah ez’anı ile yeniden başlayan gün, gerçekten orada olduğumu kanıtlar gibiydi adeta…</p>
<p><a rel="attachment wp-att-447" href="http://afitap.net/?attachment_id=447"><img class="alignleft size-full wp-image-447" title="Medine_03" src="http://afitap.net/wp-content/uploads/2010/08/umre_02.jpg" alt="Medine_03" width="464" height="317" /></a></p>
<p>Bugün, dünün sarhoşluğundan fark edemediklerimi keşfetmekti bir niyetim de. Mescid’in dışında avluyu gölgeleyen minareler açılınca kelebek vari görüntüleriyle hayranlık uyandırdıkları kadar mescide de pek bir yakışmışlar diye düşündüm. Öğrendiğime göre İstanbul’da imal edilmişler, iyi de olmuş…</p>
<p>Daha önce hiç tatmadığım hislere gebe olduğumu ilk anda fark ettim ama aklımı zorlayan bu gerçeğe de ayak diremek olmazdı. İçimdeki ses beni rahat bırakmıyordu ki zaten…</p>
<p>Binlerce Müslüman buraya benimle aynı amaç için akın etmişti, herkes aynı anda secdeye Allah rızası için eğilmekteydi, Arap’ı, Arap olmayanı… Tek bir sıfatla buradaydılar çünkü “Elhamdülillah Müslüman” olma sıfatıyla. Kundaktaki bebekleriyle, koltuk değnekleriyle, üstü başı per perişan gariban halleriyle gelmiştiler, aynı amaç için…</p>
<p>Aynı amaç için bu kadar insanın başka bir yerde toplandığı görülmemiştir sanırım, tabii Kâbe ziyaretini de bununu içine katıyorum.</p>
<p>Ortak dil İslâm olan, herkesin birbirine bu gözle baktığı ve sadece İslam gücüyle birbirine bağlandığı insanlar; Müslümanlar…</p>
<p>Yağmur gibi akmışlardı mescide, her biri ayrı bir alemdi ama hepsi tek bir yerde tek bir sestiler burada oldukları sürece… Bu tezatlar silsilesi hayatımın bir parçası olacaktı burada kaldığım 15 gün içerisinde.</p>
<p><a rel="attachment wp-att-466" href="http://afitap.net/?attachment_id=466"><img class="alignleft size-full wp-image-466" title="Medine_04" src="http://afitap.net/wp-content/uploads/2010/08/umre_011.jpg" alt="Medine_04" width="464" height="317" /></a></p>
<p>Yaşlı bir teyze çıktı mescid’in kapısından, ama yürümeye takati yok, elinde bastonu, sırtında kamburu, yüzünde derin acı dolgu çizgiler ile etrafa bakıyordu yardım edecek birini arar gözlerle. “İşte” dedi içimdeki ses “ burası her şeyi sevaba dönüştürme yeridir, hadi bakalım kap bu sevabı”… Koştum gittim teyzenin aynına halinden belliydi Türkiye’den kalkıp geldiği, “Yardım edeyim teyzeciğim” dedim. “Allah razı olsun evladım” dedi. “Kaybolmuş gibi bir halin var, kafilen nerdedir götüreyim seni” dedim. “Beni Ravza’yı ziyarete götürür müsün” dedi. “Peki” dedim. Yolda başladı anlatmaya; “Ben Tokat’tan geldim, eşim rahmetli oldu, yalnız yaşıyorum, ama buraları görmeden, Efendim’i (SAV) bir kez olsun ziyaret etmeden ölmeyeyim diye çok dua ettim, kefen parası diye biriktirdiğim param vardı köşemde, nasip oldu buralara geldim. Bana gitme bu yaşta tek başına nasıl yapacaksın diyenler çok oldu ama ben Kutsal Toprakları ziyaret etmeden, O’nun soluduğu havayı solumadan nasıl öleyim? dedim ”</p>
<p>Teyze anlattıkça ben bu aşk, bu istek karşısında yine hayretler denizine yelken açmıştım. Bu nasıl bir bağlılık ve sevgi ki 80 küsür yaşındaki bir kadını tek başına bu diyarlara gelmeye güç yetiriyor, Allah-u alem…</p>
<p>Mescid kalabalık olduğu için namazımızı dışarıda taşların üzerinde kılmıştık, mahşeri bir kalabalık namaz bitince hareket etmeye başlayınca buranın uhrevi çekiciliği, insanların gönüllerine akışı, gelip de gitmeme planları yapılmasının sadece benim içimdeki sesin marifeti olmadığını görünce tekrar bir hayrete düştüm ki sormayın gitsin.</p>
<p>Otelimize geldiğimizde hemen cam kenarındaki yatağı kendime tahsis ettim, bu torun olma nimetinden faydalanmaktı. Camdan dışarıya bakıp manzarayı tetkik edeyim derken yeşil kubbeli Ravza’yı Mutahhara’yı yani Efendimiz’in (SAV) kabri şerifini görünce hissettiklerim kelimelere dökebileceğim türden değildi. Garip bir his; yaşanılmasının her müslümana nasip olmasını temenni ettiğim buruk güzelliklerden biri. Zahirde hem bu kadar yakın olup, hem layık olamama, batında yakınlığının derecesini bile tahmin edememe, vazifelerini yapmadaki eksikliklerinden dolayı mahcubiyet, utanma, kendine kızma, küsme…. Bunların hepsi iç muhasebe yapabilmeyi, düşünmeyi hasılı tefekkürü körüklemekte idi.</p>
<p>Genç Abdal’ın aşağıdaki mısraları geldi; bir mü’min için ne hazin sözler; nefsiyle oynaşan pehlivan çoktur…</p>
<p>Gaflet uykusunda yatar uyanmaz<br />
Can gözü kapalı gâfilan çoktur.</p>
<p>Hak sözü dinlemez asla inanmaz</p>
<p>Kalbi çürük fesat câhilan çoktur.</p>
<p>Mürşidi Kamile vermez özün<br />
Gaflet uykusundan açmaz gözünü.</p>
<p>Taştan katı beter söyler sözünü<br />
Nefsiyle oynaşan pehlivan çoktur.</p>
<p>Genç Abdal herkesi mest olur sanma<br />
Her kurban derisi post olur sanma.</p>
<p>Her yüze güleni dost olur sanma<br />
İçi kâfir dışı müslüman çoktur.</p>
<p>Dedim ya kendimle hesaplaşmak, silkelenip hep bu hali üzerimde bir zırh gibi taşımak, dünyaya döndüğümde (ki ben kendimi burada dünyada saymamaktayım henüz) vazgeçemediğim her lüzumsuz, isabetsiz, gereksiz amaç ve yüklerden sıyrılmak birinci amacım olmalıydı artık. Nefsime galebe çalmalıydım, kazanmalıydım kendimle harbimi…</p>
<p>Artık insanlarının sevgi ve bağlılıklarının imkânsızlık ya da sınır tanımadığının göstergesi ile de karşı karşıya kalıp, küçücük ve sudan bahanelerle nelerden vazgeçtiğimi hatırladım, hayıflandım…</p>
<p>Mesele sevmekten ve bağlılıktan geçmekteydi, yaşayarak anladım…</p>
<p>Gerçek sevgi nedir? İyilik gördüğünde artmayan, kötülük gördüğünde azalmayan. İşte bende gerçek sevginin Allah (CC) ve Resul (SAV) sevgisinin peşinde olmalı, başka sevgilere gönül kaptırmamalıydım, acaba başarabilecek miydim?</p>
<p>Umre yazılarım devam edecek,</p>
<p>Selam ve dua ile…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://afitap.net/?feed=rss2&amp;p=432</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Rüstem Paşa Camii</title>
		<link>http://afitap.net/?p=388</link>
		<comments>http://afitap.net/?p=388#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 30 Dec 2009 13:14:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mimar Sinan]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://afitap.net/?p=388</guid>
		<description><![CDATA[Kanuni Sultan Süleyman’ın kızı Mihrimam Sultan’la evli olan, meşhur Osmanlı Sadrazamlarında Rüstem Paşa tarafından, 1561 yılında Mimar Sinan tarafından inşa edilmiştir. Cami Rüstem Paşa’nın ölümünden sonra, 1561’de eşi Hürrem Sultan tarafından tamamlanmıştır.    Eminönü’nde Uzun Çarşı’nın sahil yoluna indiği yokuşta yükselen tarihi mekân, konum itibarıyla çok kalabalık bir yerleşimin ortasında kalmıştır. İstanbul’un siluetini oluşturan en önemli yapılardan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kanuni Sultan Süleyman’ın kızı Mihrimam Sultan’la evli olan, meşhur Osmanlı Sadrazamlarında Rüstem Paşa tarafından, 1561 yılında Mimar Sinan tarafından inşa edilmiştir. Cami Rüstem Paşa’nın ölümünden sonra, 1561’de eşi Hürrem Sultan tarafından tamamlanmıştır.   </p>
<p>Eminönü’nde Uzun Çarşı’nın sahil yoluna indiği yokuşta yükselen tarihi mekân, konum itibarıyla çok kalabalık bir yerleşimin ortasında kalmıştır. İstanbul’un siluetini oluşturan en önemli yapılardan biridir. Yüksek bir platform üzerine oturtulmuştur ve kıyı siluetine egemen bir konumdadır.  </p>
<p><a rel="attachment wp-att-389" href="http://afitap.net/?attachment_id=389"><img class="alignleft size-full wp-image-389" title="Rüstem Paşa Camii" src="http://afitap.net/wp-content/uploads/2009/12/r_01.jpg" alt="Rüstem Paşa Camii" width="464" height="317" /></a></p>
<p>Cami, tek minareli, etrafını çevirmiş sıra dükkanların, depoların üzerinde yükselen merkezi planlı yapıdır. Şehrin en aktif ticari merkezinde arka sırtlarda yükselen Süleymaniye Camisi ile birlikte eşsiz, güzel bir manzaradır.</p>
<p><span id="more-388"></span>Caminin yerinde önce Halil Efendi Mescidi vardı. Bu mescidin yeri çukurda kaldığı için Mimar Sinan, mescidin altına dükkânlar yaparak bir subasman meydana getirdi. Rüstem Paşa Camii, mescidin yerinde kuruldu. </p>
<p> Tavan örtüsü; 15.50 çapındaki orta kubbeyle ve bu orta kubbeyi destekleyen daha ufak çapta yarım ve tam kubbelerle biçimlendirilmiştir.</p>
<p><a rel="attachment wp-att-399" href="http://afitap.net/?attachment_id=399"><img class="alignleft size-full wp-image-399" title="Rüstem Paşa Camii" src="http://afitap.net/wp-content/uploads/2009/12/r_02.jpg" alt="Rüstem Paşa Camii" width="464" height="317" /></a></p>
<p>Dükkanların üzerinde yer alan camiye iki yandaki döner merdivenler ile ulaşılan camiinin planı dikdörtgendir.  Avlu entresan mimariye sahip, küçük bir teras olup beş küçük kubbe ile örtülür. Ortadaki büyük kubbeyi dört yarım kubbe desteklemektedir. Eteğinde 24 pencere bulunan büyük kubbenin kemerleri, sekiz köşeli dört fil ayağına dayanmaktadır. Mimberi ve mihrabı mermerdir. Son cemaat yeri 6 sütun ve 5 kubbelidir. Tek şerefeli minaresi yıkılan orijinalinin yerine yapılmıştır.</p>
<p><a rel="attachment wp-att-404" href="http://afitap.net/?attachment_id=404"><img class="alignleft size-full wp-image-404" title="Rüstem Paşa Camii" src="http://afitap.net/wp-content/uploads/2009/12/r_03.jpg" alt="Rüstem Paşa Camii" width="464" height="317" /></a></p>
<p>Rüstem Paşa Camii, Osmanlı mimari tarihinde olağanüstü güzellikteki çini kaplamalarıyla tanınır. Çiniler geometrik, yaprak ve çiçek motifleri ile dekorlu olup renkli çiçek bahçesini anımsatır. Özellikle lale motifli çiniler, Osmanlı çini sanatının en başarılı örneklerinden sayılır.</p>
<p>Rüstem Paşa Camii dönemin ve Mimar Sinan&#8217;ın sadeliğinden uzaktır. Türkiye’nin en zengin İznik çini kolleksiyonu bu caminin duvarlarında yer alır. Bu değerli İznik çinilerin bir kısmı ne yazık ki çalınmıştır.</p>
<p><a rel="attachment wp-att-425" href="http://afitap.net/?attachment_id=425"><img class="alignleft size-full wp-image-425" title="Rüstem Paşa Camii" src="http://afitap.net/wp-content/uploads/2009/12/r_04.jpg" alt="Rüstem Paşa Camii" width="464" height="317" /></a></p>
<p>Rüstem Paşa Camisi 1660 yılındaki yangında hasara uğramış ve 1766 yılında yaşanan büyük deprem sonrasındaysa, caminin minaresi ve kubbesi yıkılmıştır. II. Mustafa zamanında onarımdan geçirilen tarihi mekânın, yıkılan kubbe ve minaresinin bu onarım sonrası Sinan dokusundan uzaklaştığı görülür.</p>
<p>Mihrimah Sultan Camisi’nde olduğu gibi Rüstem Paşa Camisi’nde de kitabe bulunmamaktadır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://afitap.net/?feed=rss2&amp;p=388</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zilhicce</title>
		<link>http://afitap.net/?p=381</link>
		<comments>http://afitap.net/?p=381#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 20 Nov 2009 14:16:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Afitap]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://afitap.net/?p=381</guid>
		<description><![CDATA[Kur’ân-ı Kerim’de Fecr sûresinde “Ve on geceye yemin olsun” ifadesinde kastedilen on gece bazı kaynaklara göre Ramazan ayının son on günü veya Muharrem’in ilk on günü olarak belirtilse de genel görüş, bu mübarek on günün Zilhicce ayının ilk on günü olduğudur. Kameri ayların on ikincisi olan Zilhicce ayı, İslam’ın beş esasından olan hac ibadetinin yerine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kur’ân-ı Kerim’de Fecr sûresinde “Ve on geceye yemin olsun” ifadesinde kastedilen on gece bazı kaynaklara göre Ramazan ayının son on günü veya Muharrem’in ilk on günü olarak belirtilse de genel görüş, bu mübarek on günün Zilhicce ayının ilk on günü olduğudur.</p>
<p><a rel="attachment wp-att-383" href="http://afitap.net/?attachment_id=383"><img class="alignleft size-full wp-image-383" title="Zilhicce" src="http://afitap.net/wp-content/uploads/2009/11/002.jpg" alt="Zilhicce" width="464" height="317" /></a></p>
<p>Kameri ayların on ikincisi olan Zilhicce ayı, İslam’ın beş esasından olan hac ibadetinin yerine getirildiği aydır. Bu mübarek ayın 1’inden 10’una kadar olan zaman dilimi “leyali-i asere”, yani on mübarek gecedir. 10’uncu günü ise Kurban Bayramının ilk günüdür.</p>
<p>Peygamber Efendimiz (sav) bugünlerin önemini şöyle ifade ediyor:</p>
<p>“Salih amellerin Allah’a en ziyade sevgili olduğu günler bu on gündür! Ondaki her bir günün orucu bir yıllık oruca (sevaba) eşittir. Ondaki bir gece kıyamı (ibadetle ihya edilmesi) Kadir Gecesi’nin ihyasına eşittir. ”</p>
<p><span id="more-381"></span></p>
<p>Peygamber efendimizin (sav) zevcesi Hafsa (r.a) diyor ki:</p>
<p>“Resulullah (sav) dört şeyi terk etmezdi. Aşure günü orucu, Zilhicce’nin on günü orucu, her ay üç gün orucu ve sabahın iki rekat sünneti. ”</p>
<p>Ebu’d Derda (r.a) Zilhicce ayının önemini şöyle anlatıyor: Zilhicce’nin ilk 9 günü oruç tutmalı, çok sadaka vermeli, çok dua ve istiğfar edilmelidir. Çünkü Resulullah (sav) :</p>
<p>“Bu on günün hayır ve bereketinden mahrum kalana yazıklar olsun” buyurdu.</p>
<p>Zilhicce’nin ilk 9 günü oruç tutanın; ömrü bereketli olur, malı çoğalır, çocuğu belalardan korunur, günahları affedilir, iyiliklerine kat kat sevap verilir, ölüm anında ruhunu kolay teslim eder, kabri aydınlanır, Mizan’da sevabı ağır basar ve cennette yüksek derecelere kavuşur.”</p>
<p>Allah indinde Zilhicce’nin ilk on günü yapılan amellerden daha kıymetlisi yoktur. Bugünlerde tesbihi (Sübhanallah), tahmidi (Elhamdülillah), tehlili (La ilahe illallah), ve tekbiri (Allahu ekber) çok söyleyin. (Abd b. Humeyd, 1-257)</p>
<p>Allahu Teâlâ bereketli bildiği, Kur’ân-ı  Kerim’de üzerine yemin edilen, Zilhicce’nin ilk on gecesinde yapılan amellere 700 misli sevap verileceğini Peygamber Efendimiz (sav) müjdeliyor.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-384" title="Zilhicce" src="http://afitap.net/wp-content/uploads/2009/11/0011.jpg" alt="Zilhicce" width="464" height="317" /></p>
<p><strong>Arefe Günü</strong></p>
<p>Arefe, Kurban Bayramından bir önceki gün, hicri takvime göre Zilhicce ayının 9. günüdür. Başka güne arefe günü denmez. Ülkemizde Ramazan Bayramının bir önceki gününe de arefe denmiştir. Resulullah (sav)  bildirdiğine göre:</p>
<p>“Günlerin en faziletlisi arefe günüdür. Faziletçe cumaya benzer. O, Cuma günü dışında yapılan yetmiş hacdan faziletlidir. Duaların en faziletlisi de arefe günü yapılan duadır. Benim ve benden önceki peygamberlerin söylediği en faziletli söz de: La ilahe illallah vahdehu la şerike lehu (Allah birdir, ondan başka ilah yoktur, O’nun ortağı da yoktur. ) sözüdür.” (Muvatta, Hacc 246)</p>
<p>Hazreti Aişe (r.a) anlatıyor:</p>
<p>“Allah, hiçbir günde, arefe günündeki kadar bir kulu ateşten çok azat etmez. Allah mahlukata rahmetiyle yaklaşır ve onlarla meleklere karşı iftihar eder ve:</p>
<p>“Bunlar ne istiyorlar?”der.” (Müslim, Hacc 436)</p>
<p>Arefe gününü günahlara girmeden oruçla, duayla, istiğfarla geçirmek kullarını arefe gününde bağışlayacağını müjdeleyen Allahu Teâlâ’ya hürmetin ve şükrün bir ifadesidir.</p>
<p>Tevriye, arefe gününden bir önceki güne denir, Resulullah (sav)  şöyle buyurmuştur:</p>
<p>“Tevriye günü oruç tutan ve günah söz söylemeyen Müslüman cennete girer.”</p>
<p>Bugün tutulan oruç, bin gün nafile oruca bedeldir. Ayrıca geçmiş ve gelecek yılda yapılan tövbelerin kabul olmasına da sebep olur. Arefe günüde oruç tutmak çok sevaptır.</p>
<p>Resulullah (sav)  şöyle buyurmuştur:</p>
<p>“Arefe günü oruç tutana, Âdem (a.s) dan, Sûr’a üfürülünceye kadar yaşamış bütün insanların sayısının iki katı kadar sevap yazılır.”</p>
<p>“Arefe günü tutulan oruç, bin günlük nafile oruca bedeldir.”</p>
<p>“Arefe günü tutulan oruç, biri geçmiş, biri de gelecek yılın günahlarına kefaret olur.”</p>
<p>Arefe günü özellikle bin adet İhlas sûresini okumanın kul borcu hariç diğer günahlarının affedilmesine vesile olacağı söylenmiştir.</p>
<p>“Arefe günü Besmele ile bin İhlas okuyanın günahları affedilir ve duası kabul olur.”</p>
<p>Günümüzde arefe, bayramın bir önceki günü olduğu için dünyalık telaşların en yoğun olduğu bir gün olarak yaşanmaktadır. Oysa ki arefe insana verilen en kıymetli vakitlerden biridir. Bugünler ibadet ve affedilme günleridir. Resulullah (sav)  şöyle buyurmuştur:</p>
<p>“Duanın en faziletlisi, arefe günü yapılandır.”(Beyheki)</p>
<p>“Allahu Teâla, arefe günü kullarına nazar eder. Zerre kadar imanı olanı affeder.”</p>
<p>Arefe günün ve gecesini ibadetle geçirmek çok faziletlidir. Arefe günü günahlardan uzak kanlın da bağışlanacağı Resulullah (sav)  tarafından müjdelenmiştir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://afitap.net/?feed=rss2&amp;p=381</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kılıç Ali Paşa Camii</title>
		<link>http://afitap.net/?p=275</link>
		<comments>http://afitap.net/?p=275#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Nov 2009 12:08:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mimar Sinan]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[mimarsinan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://afitap.net/?p=275</guid>
		<description><![CDATA[İstanbul’da seyrine doyum olmayan camilerden biridir Kılıç Ali Paşa Camii. Bulunduğu mevkii, yapılış hikâyesi, mimarisi, estetiği insanı adeta büyüler… Önce Kılıç Ali Paşa kimdir biraz ondan bahsedelim, sonrasında camiinin anlamlı hikâyesini dilimiz döndüğünce, bilgimiz yettiğince sizlerle paylaşalım isteriz. Kılıç Ali Paşa İtalyan asıllı olup, Kaptan-ı Derya Barbaros Hayrettin Paşa tarafından 11 yaşında İtalya’dan esir edilerek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul’da seyrine doyum olmayan camilerden biridir Kılıç Ali Paşa Camii. Bulunduğu mevkii, yapılış hikâyesi, mimarisi, estetiği insanı adeta büyüler…</p>
<p>Önce Kılıç Ali Paşa kimdir biraz ondan bahsedelim, sonrasında camiinin anlamlı hikâyesini dilimiz döndüğünce, bilgimiz yettiğince sizlerle paylaşalım isteriz.</p>
<p><a rel="attachment wp-att-276" href="http://afitap.net/?attachment_id=276"><img class="alignleft size-full wp-image-276" title="Kılıç Ali Paşa Camii" src="http://afitap.net/wp-content/uploads/2009/11/04.jpg" alt="Kılıç Ali Paşa Camii" width="464" height="317" /></a></p>
<p>Kılıç Ali Paşa İtalyan asıllı olup, Kaptan-ı Derya Barbaros Hayrettin Paşa tarafından 11 yaşında İtalya’dan esir edilerek Osmanlı’ya getirilmiş, sonrasında bizzat Barbaros Hayrettin ve Turgut Paşa tarafından yetiştirilerek koskoca Osmanlı İmparatorluğu’nda Kaptan-ı Deryalık yapmış büyük bir denizcidir.</p>
<p>İnebahtı Deniz savaşında Malta donanmasını büyük bir hezimete uğratarak göstermiş olduğu başarılardan ötürü “Uluç” Ali olan ismi “Kılıç” Ali Paşa olarak değiştirilmiştir ve Osmanlı donanmasının komutanlığına getirilmiştir.</p>
<p><a rel="attachment wp-att-326" href="http://afitap.net/?attachment_id=326"></a><span id="more-275"></span></p>
<p><a rel="attachment wp-att-329" href="http://afitap.net/?attachment_id=329"><img class="alignleft size-full wp-image-329" title="Kılıç Ali Paşa Camii" src="http://afitap.net/wp-content/uploads/2009/11/055.jpg" alt="Kılıç Ali Paşa Camii" width="464" height="317" /></a></p>
<p>Kanuni Sultan Süleyman Han’ın 16. Yüzyıla hem iktisadi, hem mimari yönden damgasını vurduğu o muhteşem dönemde gerek ilim adamı, gerek bilim adamı, gerek siyaset ve devlet adamları, sanatçılar, edebiyatçılar bakımından öyle parlak bir devir yaşanmıştır ki tarihte böyle bir tarihi şahsiyetler adına zirve dönem bir daha gelecek midir bilinmez. İşte böyle bir devrin adamıdır, Kılıç Ali Paşa.</p>
<p>Kılıç Ali Paşa Camiinin ilginç de bir yapılış hikâyesi vardır ki, onu da burada anlatmadan geçmeyelim;</p>
<p>Bir gece rüyasında bir cami yaptırdığını gören Kılıç Ali Paşa, devrin padişahı III. Murat’a rüyasını açar ve camii yaptırmak için yer ister. Padişah ise cevaben, “Kılıç Ali Paşa sen ki deryaların serdarısın, var muktedir isen derya üzerine bir camii yap ama sana karadan bir karış toprak bile vermem” der. Bunun üzerine Mimar Koca Sinan Ağayı kendine mimar olarak tutan Kılıç Ali Paşa, Venedik sefaretinin (direnç kırdırmanın bir başka şekli) ve Tophane-i Amire binasının karşısına, Tophane Rıhtımının kenarına mavnalarla taş, toprak, moloz taşımaya başlar. Mimar Sinan’da Hıristiyan aleminin baş tacı olan Ayasofya kilisesinin benzeri olarak camii inşasına başlar. Bunu duyan padişah, “Ben latife yaptım. Kılıç Ali Paşa istediği yere camii yapsın.” der ama gerek Kaptan-ı Derya gerekse mimarbaşı başladıkları işi yarım bırakmazlar.</p>
<p>Kılıç Ali Paşa tarafından, Mimar Sinan’a, 1581 yılında, Tophane Meydanı’nda inşa ettirilen Kılıç Ali Paşa Külliyesi; cami, türbe, sebil, medrese ve hamamdan meydana gelmektedir.</p>
<p><a rel="attachment wp-att-351" href="http://afitap.net/?attachment_id=351"><img class="alignleft size-full wp-image-351" title="Kılıç Ali Paşa Camii" src="http://afitap.net/wp-content/uploads/2009/11/034.jpg" alt="Kılıç Ali Paşa Camii" width="464" height="317" /></a></p>
<p>Külliyenin ana öğesi olan camii,bir avlu çerçevesinin ortasında bulunur. Avlu çerçevesi 1956 yılında gerçekleştirilen yol çalışmalarında özgün biçimini yitirmiş ve avlu duvarı geri çekilmiştir.  Caminin son cemaat yeri beş kubbe ile örtülü olup; ayrıca, üç yönden son cemaat yerini saran kurşun kaplamalı sundurma ile bu kısmın tavan örtüsü meydana getirilmiştir. Dikdörtgen plana sahip cami ana mekânının 12.70 m çapındaki kubbe örtüsü, pencereli bir kasnağa oturtulmuş ve kubbe ağırlığı pandantifler aracılığı ile dört payeye bindirilmiştir. Ayasofya mimari estetiğinin gelişmiş bir örneği olduğu düşünülen cami, 16 yüzyılın işçiliği olan İznik çinileri ile bezenmiştir. Cami, 24’ü kubbe kasnağında olmak üzere toplam 147 pencere ile aydınlatılmaktadır. Ayrıca,  1948 yılında Deniz Müzesi’ne kaldırılan 16 yy. ait tarihi deniz feneri de caminin aydınlatılmasında kullanılmıştır. Tek şerefeli cami minaresi ise 19 yy.da gerçekleştirilen onarımda yenilenmiş ve minarede barok süslemeler kullanılmıştır.</p>
<p><a rel="attachment wp-att-354" href="http://afitap.net/?attachment_id=354"><img class="alignleft size-full wp-image-354" title="Kılıç Ali Paşa Camii" src="http://afitap.net/wp-content/uploads/2009/11/012.jpg" alt="Kılıç Ali Paşa Camii" width="464" height="317" /></a></p>
<p>Kılıç Ali paş Camii&#8217;nin denize bakan cephesinde bulunan ve sekizgen plan üzerine kesme taştan inşa edilen külliye türbesi, Kılıç Ali Paşa’ya aittir. Deniz tarafında bulunan bir diğer yapı; 18 hücreden meydana gelen, kare planlı külliye medresesidir. Külliye hamam ise caminin sağ tarafındaki kubbeli yapıdır. Avlu duvarının üzerindeki sebillerinde külliyeye dâhil olduğu düşünülmektedir.</p>
<p>Kılıç Ali Paşa`nın denizi doldurarak İstanbul Tophane&#8217;de yaptırdığı camideki o meşhur hatları da dönemin büyük sanatkârı hattat Karahisarî tarafından yazılmıştır. Kılıç Ali paşa camiinde hala korunan bu yazıların dışında çinileri ve mermerleri de çok değerlidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://afitap.net/?feed=rss2&amp;p=275</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mesîh (Ali) Paşa Camii</title>
		<link>http://afitap.net/?p=264</link>
		<comments>http://afitap.net/?p=264#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 04 Nov 2009 17:28:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mimar Sinan]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://afitap.net/?p=264</guid>
		<description><![CDATA[Sultan III. Murat vezir-i azamlarından Hadım Mehmet Mesih Paşa tarafından H.994 / 1585 – 86 tarihinde yaptırılmıştır. Kaynaklarda Mimar Sinan’a ait olarak gösterilen esere talebesi Davut Ağa’nın katkısı ihtimali vardır. Halk arasında Mesih Ali Paşa Camii olarak anılmasının sebebi muhtemelen eskiden civarında bulunan  Eski Ali Paşa Camii ile ilgilidir. Kesme taştan inşa edilmiş duvarların kuşattığı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sultan III. Murat vezir-i azamlarından Hadım Mehmet Mesih Paşa tarafından H.994 / 1585 – 86 tarihinde yaptırılmıştır. Kaynaklarda Mimar Sinan’a ait olarak gösterilen esere talebesi Davut Ağa’nın katkısı ihtimali vardır. Halk arasında Mesih Ali Paşa Camii olarak anılmasının sebebi muhtemelen eskiden civarında bulunan  Eski Ali Paşa Camii ile ilgilidir.</p>
<p><a rel="attachment wp-att-265" href="http://afitap.net/?attachment_id=265"><img class="alignleft size-full wp-image-265" title="Mesih Ali Paşa Camii" src="http://afitap.net/wp-content/uploads/2009/11/mesih_02.jpg" alt="Mesih Ali Paşa Camii" width="464" height="317" /></a></p>
<p>Kesme taştan inşa edilmiş duvarların kuşattığı mekanı sekiz sütunun desteklediği bir ana kubbe örter. Ana kubbe etrafında küçük yarım kubbeler, mihrab sofasını kapatan bir yarım kubbe ve mahfillerin üzerinde üçer küçük kubbe örtü sistemini tamamlar. Zeminin eğimi yüzünden camii fevkani olarak yapılmış batı cephesinin alt katında bir sıra dükkan yer almıştır.</p>
<p><span id="more-264"></span></p>
<p><a rel="attachment wp-att-266" href="http://afitap.net/?attachment_id=266"><img class="alignleft size-full wp-image-266" title="Mesih Ali Paşa Camii" src="http://afitap.net/wp-content/uploads/2009/11/mesih_03.jpg" alt="Mesih Ali Paşa Camii" width="464" height="317" /></a></p>
<p>Osmanlı mimarisinin klasik devir eseri olan yapı 1894 yılındaki depremde hasar görmüş, 1934 yılında tamirat görmüştür. Mihrab tarafındaki hazire duvarının dışında tamir görmüş çeşmeler mevcuttur. Caminin banisi avludaki türbede medfundur.</p>
<p><a rel="attachment wp-att-267" href="http://afitap.net/?attachment_id=267"><img class="alignleft size-full wp-image-267" title="Mesih Ali Paşa Camii" src="http://afitap.net/wp-content/uploads/2009/11/mesih_04.jpg" alt="Mesih Ali Paşa Camii" width="464" height="317" /></a></p>
<p>Yakın zamanda çinileri çalındığı için ne yazık ki fotoğraflarını çekemedik.</p>
<p>Mesih Ali Paşa Camii İstanbul’un Fatih ilçesinde Muhtesip İskender mahallesinde, Yavuz  Selim kavşağından aşağıya inerken sağda Eski Ali Paşa caddesindedir. Hırkai Şerif Camii Mesih Ali Paşa Camii’nin yakınında bulunmaktadır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://afitap.net/?feed=rss2&amp;p=264</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gelibolu Yarımadası</title>
		<link>http://afitap.net/?p=248</link>
		<comments>http://afitap.net/?p=248#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 02 Nov 2009 13:39:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çanakkale]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://afitap.net/?p=248</guid>
		<description><![CDATA[Ertesi gün en merakla beklediğimiz yerlere doğru döndürdük rotamızı. Çanakkale savaşının yaşandığı yerler idi burası. Binlerce insanımızın bastığınız toprakların altında yattığını bilmek garip duygular uyandırıyor insanda. Kur’an-ı Kerimde Rabbimiz Buyuruyor “ Siz şehitlere ölü demeyiniz, zira onlar diridirler; fakat siz bunu anlayamaz, idrak edemezsiniz (Bakara 154.)” Bu ayet-i kerime içimizde sürekli deveran ederek dolaştık tüm [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ertesi gün en merakla beklediğimiz yerlere doğru döndürdük rotamızı. Çanakkale savaşının yaşandığı yerler idi burası. Binlerce insanımızın bastığınız toprakların altında yattığını bilmek garip duygular uyandırıyor insanda.</p>
<p><a rel="attachment wp-att-249" href="http://afitap.net/?attachment_id=249"><img class="alignleft size-full wp-image-249" title="Gelibolu Yarımadası" src="http://afitap.net/wp-content/uploads/2009/11/sehitlik.jpg" alt="Gelibolu Yarımadası" width="464" height="317" /></a></p>
<p>Kur’an-ı Kerimde Rabbimiz Buyuruyor “ Siz şehitlere ölü demeyiniz, zira onlar diridirler; fakat siz bunu anlayamaz, idrak edemezsiniz (Bakara 154.)”</p>
<p>Bu ayet-i kerime içimizde sürekli deveran ederek dolaştık tüm şehitlikleri. Yaşanılanlar bazı hadiseler efsane gibi gelse de bizzat olmuş olacağına da şüphe edemeden etrafı seyre koyulduk, ellerimiz semaya kalktı ve sürekli dua ettik, şehitlerimize. </p>
<p><span id="more-248"></span></p>
<p>Çanakkale savaşı neden başlamıştı, biz savaşın içine nasıl girdik, bize öğretilen tarihin sarih olduğundan şüphe duyduğum için bazı gerçekleri hiç bir zaman bilemeyeceğimizi düşünmek beni korkutuyor, üzüyor. Bu soruların cevabını aklı-ı selim tarihçilerimizden okuyup öğrenmekte fayda var, bize söz düşmez. Biz çektiklerimizi paylaşalım. </p>
<p><a rel="attachment wp-att-256" href="http://afitap.net/?attachment_id=256"><img class="alignleft size-full wp-image-256" title="Gelibolu Yarımadası" src="http://afitap.net/wp-content/uploads/2009/11/sehit_011.jpg" alt="Gelibolu Yarımadası" width="464" height="317" /></a></p>
<p>Savaşmaya gelen gencecik çocukların, okulunu bırakıp koşan öğrencilerin, saçına kına yakılan düğüne gider gibi şehit olmaya gönderilen yavruların, omuzlarında taşıyamayacaklarından fazla yük yüklü yiğitlerin, “vatan için can vermek bize vazifedir” zihniyetine haiz iman dolu askerlerin temsili mezar taşlarını görüp de vicdanı sızlamayan bir insan olabilir mi bilemiyorum.</p>
<p>Cesaretten öte bir olgu ile karşı karşıya olduğunuzu sezdiğiniz bir hal. Karşılığı sadece iman, Allah’a imandan başka bir şey olmayan hal. </p>
<p><a rel="attachment wp-att-252" href="http://afitap.net/?attachment_id=252"><img class="alignleft size-full wp-image-252" title="Gelibolu Yarımadası" src="http://afitap.net/wp-content/uploads/2009/11/sehitlik_02.jpg" alt="Gelibolu Yarımadası" width="464" height="317" /></a></p>
<p>Vatanın bir karış toprağımı bile zulmün elçileriyle paylaşmak yerine ölümü şeref bilen, gözünü kırpmadan ölüme daha doğrusu ölümsüzlüğe koşan şeref timsalı tüm atalarımızı hayırla yad ediyor ve bir duayı esirgemeyelim diyoruz, hadi hep birlikte el Fâtiha…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://afitap.net/?feed=rss2&amp;p=248</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Troya</title>
		<link>http://afitap.net/?p=210</link>
		<comments>http://afitap.net/?p=210#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 20 Oct 2009 07:59:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çanakkale]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://afitap.net/?p=210</guid>
		<description><![CDATA[Çanakkale gezimizin 2. gününde  meşhur Truva atının bulunduğu, Kaz Dağı eteklerindeki  Troya şehrine gittik.  1870&#8242;lerde Alman  Heinrich Schliemann&#8217;ın ünlü Priamos Hazinesi&#8217; ni bulmak için başlattığı kazı çalışmaları 1980&#8242; a kadar sürer.   Schliemann&#8217;ın ölümünden sonra devam kazı çalışmalarında,  aynı yerde 9 kez farklı dönemlerde şehir kurulduğu ortaya çıkmıştır. Schliemann hazineyi bulmak için servetinin büyük bir bölümünü harcamış; 1873&#8242;te  hazineyi bulmuş ve Yunanistan&#8217;a kaçırmıştır. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çanakkale gezimizin 2. gününde  meşhur Truva atının bulunduğu, Kaz Dağı eteklerindeki  Troya şehrine gittik. </p>
<p>1870&#8242;lerde Alman  Heinrich Schliemann&#8217;ın ünlü <em>Priamos Hazinesi&#8217; </em>ni bulmak için başlattığı kazı çalışmaları 1980&#8242; a kadar sürer.   Schliemann&#8217;ın ölümünden sonra devam kazı çalışmalarında,  aynı yerde 9 kez farklı dönemlerde şehir kurulduğu ortaya çıkmıştır. Schliemann hazineyi bulmak için servetinin büyük bir bölümünü harcamış; 1873&#8242;te  hazineyi bulmuş ve Yunanistan&#8217;a kaçırmıştır. II Dünya savaşından önce Almanya&#8217;da olduğu bilinen hazine daha sonra kayıplara karışmış. Yakın zamanda Ruslar hazinenin kendilerinde olduğunu açıklamışlardır.</p>
<p> <a rel="attachment wp-att-230" href="http://afitap.net/?attachment_id=230"><img class="alignleft size-full wp-image-230" title="Troia" src="http://afitap.net/wp-content/uploads/2009/10/truva_02.jpg" alt="Troia" width="464" height="317" /></a> </p>
<p>Efsaneler beni hep sıkmıştır ve gerçeklikten uzaklıkları da ayrıca bir sinir bozucu durum olmasına rağmen rehber anlattı biz dinledik. Ancak şu soru kafamda dönüp durdu? Yahu bu şehirler kurulmuş, bir gerçeklik var ortada, bunu Yunan tanrılarına dayandırmayıp gerçek hikayelerini öğrenemeyecek miyiz? Buraların gerçek tarihini bilemeyecek miyiz? Bu soruları birazdan bahsi geçecek olan Çanakkale savaşı ve diğer tarih bilgilerimiz için de sormaktayım, ne yazık ki yanlış tarih bilgileriyle oyalanan, karıştırılan kafalarımız ne zaman gerçekle karşılaşır işte orası bir muamma…</p>
<p>Efsaneler beni her ne kadar sıksada merak edenler için Truva atının hikayesini anlatmamak olmaz.</p>
<p><span id="more-210"></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">Truva Savaşının temelleri yunan mitolojisindeki tanrılar arasında çıkan çekişmeye dayanır.Kral Peleus ile Deniz perisi Thetis&#8217;in evlenme merasimine çağrılmayan nifak tanrıçası Eris, düğün akşamı ziyafet esnasında masanın üzerine en güzele yazan altın bir elma bırakır. Kudret tanrıçası Hera, Zeka tanrıçası Athena ve Aşk tanrıçası Afrodit elmaya sahip olmak için çekişmeye başlarlar. İşin içinden çıkamayan tanrılar, durumu çözmek için tanrıların babası Zeus&#8217;a giderek, onun hakemlik yapmasını isterler. Zeus, antlaşmazlığı sorunsuz çözmek için bu belayı Olympos&#8217;tan uzaklaştırmaya karar verir ve onlara bir ölümlü olan ve kaderin bir parçası sonucunda ida dağında (bugünkü Kazdağları) çobanlık yapan Kral Priamos&#8217;un oğlu Paris&#8217;in yanına gönderir. Zeus tanrılara ölümlü Paris&#8217;in vereceği kararın en doğrusu olacağını söyler. Tanrılar Paris in yanına giderler ve ona tarihte ilk rüşvet olarak kabul edilen kendi güçleriyle ilgili birçok vaatte bulunurlar. Paris Aşk tanrıçası Afrodit&#8217;i seçer ve bu duruma bozulan diğer tanrılar Paris&#8217;e lanet okurlar ve ülkesine en büyük felaketi getirmeye ant içerler.</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;"><a rel="attachment wp-att-225" href="http://afitap.net/?attachment_id=225"><img class="alignleft size-full wp-image-225" title="Priamos" src="http://afitap.net/wp-content/uploads/2009/10/priamos.jpg" alt="Priamos" width="464" height="317" /></a></span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">Akhalılar ile Truva halkı arasında yaklaşık 10 yıl boyunca süren Truva Savaşının sebebi, Truva Kralı Priamos un oğlu Paris’in, Sparta Kralı Menelaos’ un dünya güzeli karısı Helen’ i, Güzellik Tanrıçası Afrodit’ in yardımlarıyla Truva’ya kaçırmasıdır. Bunun üzerine Menelaos ve diğer yunan kralları yaptıkları antlaşma gereği birleşerek Truva’ya saldırır. Bu saldırı karşısında, Akhalıları müşterek düşman kabul eden Anadolu halkı da Truvalıların yanında yer alır. Efsaneye göre, Olympos taki Tanrıların sebep olduğu ve karıştığı Truva Savaşı yıllarca çok çetin çarpışmalara sahne olur. Savaş boyunca iki taraf birbirine kesin bir üstünlük sağlayamayınca, Akhalılar Truvalılara çok kurnaz bir oyun oynar. Akhalıların en akıllı krallarından Odysseus, bir tahta at yapma fikrini ortaya atar. Plana göre Akhalılar savaştan çekiliyor gibi gözüküp, geride çok büyük bir tahta at bırakırlar. Odysseus ve diğer seçkin komutanlar atın içine gizlenirken, diğerleri denize açılıp gemileri Bozcaada&#8217;nın arkasına, Troyalıların onları göremeyeceği bir şekilde gizlerler. Planın yürümesi için, görevi tahta atın Truvanın surlarından içeri girmesini sağlamak olan bir Akhalı askeri atın yanında bırakırlar. Akhalıların çekildiğini gören Truvalılar, şaşkınlık içinde batı kapısının önündeki dev tahta atın yanına giderler. Bu sırada ortaya çıkan Sinon ismindeki Akhalı asker, ağlayıp, sızlanarak Yunanlılardan nefret ettiğini, onu Akhalıların geri dönüşleri için gerekli rüzgarın çıkması adına kurban seçtiklerini ve kendisinin kaçarak kurtulduğu yalanını söyler, ve şöyle devam eder: </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;"><a rel="attachment wp-att-231" href="http://afitap.net/?attachment_id=231"><img class="alignleft size-full wp-image-231" title="Truva Atı" src="http://afitap.net/wp-content/uploads/2009/10/truva_011.jpg" alt="Truva Atı" width="464" height="317" /></a></span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">Tahta at Tanrıça Athena&#8217;ya kutsal bir sunak olarak yapılmıştır. Büyük olmasının sebebi Troyalıların onu dar şehir kapılarından şehrin içine almalarını engellemek içindir. Akhaların beklentisi Troyalıların bu atı yakıp yıkmalarıdır. Böylece Tanrıça Athena&#8217;nın öfkesini Troya üzerine çekmiş olacaklardır. Ama Troyalılar atı şehrin içine alıp onu korurlarsa Athena’nın lütfu Troyalılara yönelecektir. </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">Barış özelemiyle yanıp tutuşan Truvalılar bu yalana inanırlar ve tahta atı içeri alırlar. Gece barış kutlamalarıyla çoşan ve alkolün etkisiyle sızan Truvalılar, atın içindeki Akhalı Savaşçılara gafil avlanırlar. Bu sırada Truva’nın surlarına yaklaşmış olan Akha Ordusunun da takviyesiyle Truva Şehri tamamen harabe haline dönüşür. Truva’nın baştan sona yakıldığı bu korkunç katliam sonrasında Menelous Helen’i alarak Yunanistan’a yelken açar.</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://afitap.net/?feed=rss2&amp;p=210</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Behramkale, Assos</title>
		<link>http://afitap.net/?p=192</link>
		<comments>http://afitap.net/?p=192#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Oct 2009 14:17:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çanakkale]]></category>
		<category><![CDATA[assos]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://afitap.net/?p=192</guid>
		<description><![CDATA[Mübarek Ramazan ayı teşrif etmeden, maddi manevi sınavların arefesinde kısa bir Çanakkale turu yapmaya karar verdik. Düştük yollara… İlk durağımız Behramkale, eskilerdeki adı ile Assos. Deniz manzaralı, damla sakızlı ve bal-bademli dondurması  harika olan küçük bir yer Behramkale. Turistik yerlerin manevi havasının hep bozulduğunu düşünenlerdenimdir ben, (İstanbul hariç) burada da o havayı sezdik ama, gelmişken [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Mübarek Ramazan ayı teşrif etmeden, maddi manevi sınavların arefesinde kısa bir Çanakkale turu yapmaya karar verdik.</p>
<p>Düştük yollara…</p>
<p><a rel="attachment wp-att-194" href="http://afitap.net/?attachment_id=194"><img class="alignleft size-full wp-image-194" title="Assos" src="http://afitap.net/wp-content/uploads/2009/10/assos_01.jpg" alt="Assos" width="464" height="317" /></a></p>
<p>İlk durağımız Behramkale, eskilerdeki adı ile Assos. Deniz manzaralı, damla sakızlı ve bal-bademli dondurması  harika olan küçük bir yer Behramkale.</p>
<p>Turistik yerlerin manevi havasının hep bozulduğunu düşünenlerdenimdir ben, (İstanbul hariç) burada da o havayı sezdik ama, gelmişken gezinin de keyfini çıkardık doğrusu.</p>
<p><span id="more-192"></span></p>
<p><strong>Tarihçe: </strong></p>
<p>Assos kenti denizden 234 mt yüksekliğindeki andezit bir tepe üstüne kurulmuştur.  Kentte hemen hemen bütün yapıların inşasında volkanik bir taşı türü olan andezit kullanılmıştır. Kentin kuzeyinden geçen Tuzla Çayı İda Dağı’nın batı yamaçlarından doğarak Lekton (Baba Burnu) ve Aleksandreia Troas (Dalyan) şehirleri arasından denize dökülür.</p>
<p>Amasyalı coğrafyacı Strabon Assos civarındaki bölgede Leiegler’in yaşadığını aktarır. Ancak arkeolojik verilere göre  İ.Ö 10. yüzyıldan itibaren Midilli’den gelen Aiolisli göçmenler  kente yerleşmeye başlarlar. İ. Ö 540 yılında Lidya krallığının kontrolüne geçen Assos, Troas Bölgesi’nin (Çanakkale)  en güçlü ve en önemli şehirlerinden birisi olur.</p>
<p><a rel="attachment wp-att-200" href="http://afitap.net/?attachment_id=200"><img class="alignleft size-full wp-image-200" title="Athena Tapınağı" src="http://afitap.net/wp-content/uploads/2009/10/assos_02.jpg" alt="Athena Tapınağı" width="464" height="317" /></a></p>
<p>İ.Ö 548 yılında Lidya krallığının Persler tarafından yıkılmasının ardından Anadolu toprakları pers hakimiyetine geçer. </p>
<p>Assos İ.Ö 365 yılında Persler tarafından kuşatılır ancak kent ele geçirilemez. Bu olayın hemen ardından banker Eubulos, Assos şehrinin yöneticisi olarak bağımsızlığını ilan eder.</p>
<p>İ.Ö 345 yılında Assos Persler’in hakimiyetine geçer. Daha sonra tekrar bağımsızlığını kazanır fakat önce Seleukos Krallığı’na ardından da Bergama Krallığı’na dahil olur. Ardından Roma İmparatorluğu topraklarına katılır.</p>
<p>1080 yılında Selçuklu Sultanı Süleyman Şah bütün Troas şehirlerini ele geçirir. I. Haçlı Seferi’ne katılan askerlerin bölgeden geçmesi sırasında oluşan karışıklıktan yaralanan Aileksius bütün Troas Bölgesini ele geçirir (İ.S 1097). Bizanslı komutan Makhron yönetimindeki Assos, 1306 yılında Türkler tarafından kuşatılır, ancak ele geçirilemez.  14. yüzyılın başında Troas Bölgesi’nin (Çanakkale) tamamı Osmanlı İmparatorluğu topraklarına dahil olur.</p>
<p>Günümüzde Assos kenti kalıntıları arasında, Athena Tapınağı, Bizans Surları, Hüdevandigar Camii, akropolün eteklerinde antik yol ve iki tarafında mezarlar, şehir surları,  gmynasion, agora, stora, meclis binası, tiyatro ve kilise bulunmaktadır.</p>
<p> </p>
<p>Athena Tapınağı ( M.Ö 6. yüzyıl)</p>
<p>Assos’un en yüksek yeri olan akropoldeki Athena Tapınağı; Yunanistan’da yaygın olan Dor  düzeninde inşa edilmiştir. Ancak Batı Anadolu’da  gelişen İon düzenine özgü olan friz süslemesine de sahiptir. İ.Ö 540-525 yıllarında inşa edilen tapınağın çatısı hariç yapının tamamında yerli andezit taşı kullanılmıştır.</p>
<p><a rel="attachment wp-att-205" href="http://afitap.net/?attachment_id=205"><img class="alignleft size-full wp-image-205" title="Athena Tapınağı" src="http://afitap.net/wp-content/uploads/2009/10/assos_03.jpg" alt="Athena Tapınağı" width="464" height="317" /></a></p>
<p>Girişi doğuda olan cellanın  etrafı bir sıra sütun ile çevrilidir. Tanrıçanın evi olarak kabul edilen cella tek bir odadan oluşur ve sadece tapınak görevlileri bu odaya girebilir. Cellada tanrıçanın heykeli ve ona sunulan hediyeler saklanmaktaydı. </p>
<p>Tören alanı olarak tapınakların giriş kapısının bulunduğu doğu yönü seçilmekteydi. Burada bulunan bir sunak üzerinde yanan ateş içinde, tanrıçaya getirilen her türlü yiyecek kapları ile birlikte atılmaktaydı. Katiller, sarhoşlar ve doğuştan kusurlu olanların tapınak alanlarına girmeleri yasaktı. </p>
<p>Hüdavendigar Camii(14. yüzyıl):</p>
<p>Merkezi tek kubbeli ve kare planlı caminin duvarları yerel andezit taşından, kubbesi ise tuğladan inşa edilmiştir.  Caminin mihrabı alçıdan yapılarak geometrik bezeklerle süslenmiştir. İç duvarların alt bölümleri sıvanarak kazıma ve boyama olarak gemi ve değişik motiflerle bezelidir. Caminin giriş kapı çerçevesi bir kiliseye aittir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://afitap.net/?feed=rss2&amp;p=192</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kitaba dair&#8230;</title>
		<link>http://afitap.net/?p=153</link>
		<comments>http://afitap.net/?p=153#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 23 Sep 2009 13:28:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitaba Dair]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://afitap.net/?p=153</guid>
		<description><![CDATA[Cinnet Mustatili Yazar: Necip Fazıl Kısakürek Yayınevi: Büyük Doğu Yayınları Necip Fazıl Kısakürek ömrünün çeşitli yıllarında mahkumiyet cezası alarak hapishaneden bulunmuş ve burada geçirdiği acı dolu günlerinin bir bölümünü kaleme alarak bize yaşadığı cinnet  anlarını izaha çalıştığı çok değerli bir eser kaleme almıştır. İzaha çalıştığı diyoruz, aslında Üstad çok güzel ifade etmiş etmesine de acaba [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a rel="attachment wp-att-152" href="http://afitap.net/?attachment_id=152"></a></p>
<p>Cinnet Mustatili</p>
<p>Yazar: Necip Fazıl Kısakürek</p>
<p>Yayınevi: Büyük Doğu Yayınları</p>
<p><a rel="attachment wp-att-152" href="http://afitap.net/?attachment_id=152"><img title="cinnet-mustatili" src="http://afitap.net/wp-content/uploads/2009/09/cinnet-mustatili-196x300.jpg" alt="cinnet-mustatili" width="196" height="300" /></a></p>
<p>Necip Fazıl Kısakürek ömrünün çeşitli yıllarında mahkumiyet cezası alarak hapishaneden bulunmuş ve burada geçirdiği acı dolu günlerinin bir bölümünü kaleme alarak bize yaşadığı cinnet  anlarını izaha çalıştığı çok değerli bir eser kaleme almıştır.</p>
<p>İzaha çalıştığı diyoruz, aslında Üstad çok güzel ifade etmiş etmesine de acaba söyledikleri söyleyecek şeyi kalmadan bitmiş, sonlanmış ruh halleri midir, bilinmez. O sebeple izaha çalışmış diyoruz, yani anlatmak istediği daha pek çok şey vardır da Rabbi ile arasında ebedi bir sır olarak kalınmasını arzu etmiş, her halini aksettirmemiş olması da muhtemeldir.</p>
<p><span id="more-153"></span></p>
<p>Kitap kısaca Üstadın hapis olan bedeni ile fezaya sığmayan ruhunun sıkışıp kaldığı bir daracık cinnet yolunu tarif etmekte, Üstadın hal-i pür melalini anlatmakta.</p>
<p>Kitabı okurken aynı koğuşta berabercesine, aynı acıları yaşarcasına bir duyguya kapılıyor, sanki baş ağrısı bile sizde vukuu buluyor hissi uyandıracak kadar net ve hisli, içli bir anlatımın sizi sarmaladığını fark ediyorsunuz.</p>
<p>Bu eser 1955 yılında “Yılanlı Kuyudan” ismi altında neşredilmiş, daha sonra Cinnet Mustatili olarak eklemeler ve bazı yeni düzenlemeler ile tekrar basılmıştır.</p>
<p>Eserin sonlanmasıyla birlikte merhum Başbakan Adnan Menderes ile ilgili 27 Eylül 1960 darbesi ile ilgili anılara da yer verilmiş olup, tarihimizde kara bir leke olarak yerini alan o hazin darbe anılarını da Üstadın ağzından onun hissiyatıyla öğreniyoruz.</p>
<p>Kitapta en çok çaresizliğin sesini duyuyorsunuz; Üstad tam bir cezayı doldurup, başka bir yazı yüzünden tekrar hakkında mahkûmiyet kararı imzalanarak bitirdim sandığı esaret yıllarına dönüyor.</p>
<p>Bunca hengâmenin, bekleyişin, ıstırabın arkasında güçlü bir kadın da Üstadın yolunu gözlemede ki hayret! Bize göre hayret edilecek vefa ve sadakat timsali bir eşin, yılları yılı bekleme, tahammül sürecini nasıl yaşadığı da bir muamma olarak kafalarda dönüp durmada…</p>
<p>Beyhude yere yatılmış, doldurulmuş ıstıraplar çilehanesi…</p>
<p>İmanın göstergesi sabrın, tahammülün, affetmenin, suskunluğun, büyüklüğün ve teslimiyetin kazanıldığı çilehaneden, şeyhinin yolunda iz sürmede bir köşe dönüşü olarak görülen hapis hayatının gönülde, zihinde, fikirde açtığı büyük derin yaralarla çıkılmıştır.</p>
<p>Ayrıca Necip Fazıl Kısakürek’in o meşhur şiiri “Zindandan Mehmed’e Mektup” adlı şiirini kaleme aldığı yerdir hapishane.  Evladına acısını haykıran bir babanın sığındığı Rabbi’nden başka bir şeyi olmadığını gösterir bu şiir aynı zamanda.  </p>
<p>Şiirin bir yerinde diyor ki Üstad;</p>
<p>Ses demir, su demir ve ekmek demir&#8230;<br />
İstersen demirde muhali kemir,<br />
Ne gelir ki elde kader bu emir&#8230;<br />
Garip pencerecik, küçük, daracık;<br />
Dünyaya kapalı, Allah&#8217;a açık.</p>
<p>Çaresizliğin teslimiyete uzanan yolunda kendini en emin ele, Rabbi’ne teslim eden bir hissiyata bürünen Üstad, “Ne gelir ki elde kader bu emir “ derken adeta sevdiklerinin de umudunu kaybetmemesini öğütlemektedir.</p>
<p>Kendi acıları içinde umutsuzluğa gark olmuş ya da olacakların, kendi acısının dünyadaki en büyük acı olduğunu düşünenlerin mutlaka okuyarak, bu yanlış düşüncelerinden hicap duymasına yol açacak, hayata ve acılara (Hakk’dan gelen imtihanlara) olması gerektiği gibi bakmayı sağlayacak okunması elzem kitaplardan biridir “Cinnet Mustatili”, herkese tavsiye ederiz.</p>
<p> <a rel="attachment wp-att-152" href="http://afitap.net/?attachment_id=152"></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://afitap.net/?feed=rss2&amp;p=153</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şehzâdebaşı Camii</title>
		<link>http://afitap.net/?p=122</link>
		<comments>http://afitap.net/?p=122#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 23 Sep 2009 11:01:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mimar Sinan]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[mimarsinan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://afitap.net/?p=122</guid>
		<description><![CDATA[Bu akşam o kadar durgun ki sular, Gömül benim gibi keder diyor; İçimde maziden kalma duygular, Ağla, geri gelmez günlere diyor! Üstad Necip Fazıl her hal için söyleyecek sözü olan ve en şahanesinden sözcükleri peşi sıra dizeleyen Necip Fazıl… Ramazan ayının bittiği duygusu, içimde bu dizeleri seslendirdi. Mübarek ayı geride bırakmanın, yapmak istediklerimi tam anlamıyla [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a rel="attachment wp-att-119" href="http://afitap.net/?attachment_id=119"></a><a rel="attachment wp-att-131" href="http://afitap.net/?attachment_id=131"></a><a rel="attachment wp-att-361" href="http://afitap.net/?attachment_id=361"></a><a rel="attachment wp-att-359" href="http://afitap.net/?attachment_id=359"><img class="alignleft size-full wp-image-359" title="Şehazadebaşı Camii" src="http://afitap.net/wp-content/uploads/2009/09/01.jpg" alt="Şehazadebaşı Camii" width="464" height="317" /></a><a rel="attachment wp-att-135" href="http://afitap.net/?attachment_id=135"></a></p>
<p>Bu akşam o kadar durgun ki sular,</p>
<p>Gömül benim gibi keder diyor;</p>
<p>İçimde maziden kalma duygular,</p>
<p>Ağla, geri gelmez günlere diyor!</p>
<p>Üstad Necip Fazıl her hal için söyleyecek sözü olan ve en şahanesinden sözcükleri peşi sıra dizeleyen Necip Fazıl… Ramazan ayının bittiği duygusu, içimde bu dizeleri seslendirdi. Mübarek ayı geride bırakmanın, yapmak istediklerimi tam anlamıyla yapamamanın burukluğudur belki bu hissi içimde uyandıran. Ayın başında planladıklarımın bir kısmını elbette yerine getirdim, onun da ferahlığı var, var da yapamadıklarım da içimi burkmada acı acı…</p>
<p><span id="more-122"></span>Halim bundan ibaret. Biz gelelim yaptıklarımızı yansıtmaya…</p>
<p>İstanbul derya, biz deryada bir katre dedik demesine, peki bu katre nerelere sürüklendi,  neleri hafızasına kaydetti, neler nakledecek?</p>
<p>Başlayalım…</p>
<p><a rel="attachment wp-att-366" href="http://afitap.net/?attachment_id=366"><img class="alignleft size-full wp-image-366" title="Şehzadebaşı Camii" src="http://afitap.net/wp-content/uploads/2009/09/041.jpg" alt="Şehzadebaşı Camii" width="464" height="317" /></a></p>
<p>İftarımızı açmak için en uygun mekanı düşünmeye başladığımızda Sultanahmed  akla gelen ilk mekandır. Elbette Sultanahmed’siz bir Ramazan düşünülemez İstanul’da yaşıyorsanız.</p>
<p>Ancak bizim bahsedeceğimiz camii Şehzâdebaşı&#8217;dır.</p>
<p>İstanbul’da her tarihi camii gördüğümde yapım aşaması gelir hemen aklıma. Kimler taş taşıdı, sıva yaptı, kum kardı, ölçtü biçti ve en önemlisi mimarı Koca Mimar Sinan olunca nasıl bir plan yaptı, nasıl hayal etti, süreci nasıl yönetti vs. gibi her sorunun arkasını başkaca sorular kovalar durur. Cevaplar bulunamaz ama hayali bile güzeldir.</p>
<p><a rel="attachment wp-att-360" href="http://afitap.net/?attachment_id=360"><img class="alignleft size-full wp-image-360" title="Şehzadebaşı CAmii" src="http://afitap.net/wp-content/uploads/2009/09/02.jpg" alt="Şehzadebaşı CAmii" width="464" height="317" /></a></p>
<p>İstanbul’da öyle bir yer var ki kuş bakışı bakıldığında aynı satıh üzerinde yani tek bir çizgi üzerindeymiş gibi görünen 3 camii dikkati çeker.</p>
<p>Bu camiiler Rüstem Paşa, Süleymaniye ve Şehzadebaşı camileridir.</p>
<p> “Şehzade çıraklık, Süleymaniye kalfalık, Edirne Selimiye de ustalık eserim<a rel="attachment wp-att-116" href="http://afitap.net/?attachment_id=116"></a>dir” diyen Mimar Sinan’ın işaret ettiği iki eserin aynı düzlem üzerinde olması bunun bilinçli yapılıp yapılmadığını akla getiriyor ama eserlerindeki hala ulaşılamayan esrardan haberdar olunca ister istemez inanıyoruz bilinçli yapıldığına…</p>
<p>Şehzade Camii  İstanbul Fatih’te Büyükşehir belediyesinin karşısında Mimar Sinan tarafından yapılmış olan cami. Kanuni Sultan Süleyman tarafından Saruhan valisi iken 1543&#8242;de 22 yaşında ölen oğlu Şehzade Mehmet adına yaptırılmıştır. Mimar Sinan camiyi 5 yılda tamamlamıştır.</p>
<p><a rel="attachment wp-att-133" href="http://afitap.net/?attachment_id=133"></a></p>
<p><a rel="attachment wp-att-367" href="http://afitap.net/?attachment_id=367"><img class="alignleft size-full wp-image-367" title="Şehzadebaşı Camii" src="http://afitap.net/wp-content/uploads/2009/09/03.jpg" alt="Şehzadebaşı Camii" width="464" height="317" /></a></p>
<p> 18,42 metrelik kubbesi 4 büyük yarım kubbeye yaslanır. Şadırvan avlusu 12 sütunda 16 kubbelidir. İkişer şerefeli çift minaresi vardır. İmaret ve medrese, tabhane, türbeler cami bahçesinde ve arka sokaktadır.</p>
<p><a rel="attachment wp-att-134" href="http://afitap.net/?attachment_id=134"></a></p>
<p><a rel="attachment wp-att-368" href="http://afitap.net/?attachment_id=368"><img class="alignleft size-full wp-image-368" title="Şehzadebaşı Camii" src="http://afitap.net/wp-content/uploads/2009/09/05.jpg" alt="Şehzadebaşı Camii" width="464" height="317" /></a></p>
<p>Şehzade türbesinin içi rengarenk çinilerle doludur. Ortadaki sandukada Şehzade Mehmed, sağında Şehzade Cihangir yatar, solunda Hümâşah Sultan. Şehzade türbesinin sol tarafında Rüstem Paşa&#8217;nın türbesi bulunur. Diğer şehzade türbeleri Vefa tarafındadır. Dış avluda İbrahim Paşa ile Destâri Mustafa Paşa&#8217;nın türbeleri vardır.</p>
<p>Biz caminin güzelliklerini temaşa etmeye gittiğimizde ramazan için bir program çekimi vardı ve etrafta da çekim ekibi dışında kimsecikler yoktu. O sebeple güzel bir gezi gerçekleştirdiğimizi söyleyebiliriz.</p>
<p>Ayrıca oraya gittiğinizde mekanın içinize nasıl bir huzur verdiğini yaşayarak görmeniz temennisiyle..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://afitap.net/?feed=rss2&amp;p=122</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
